
Buraya gelmeden önce Almanya'yayı kafamda çok daha farklı canlandırmıştım. Gerçi nasIl bir ulke beklemem gerektigi üzerinde uzun uzadıya da düşünmemiştim ama tüten fabrika bacaları, kosusturan insanlar aklıma geliyordu Almanya deyince, fazlası degil. Almanya'daki kendi yaşamımın ise Avusturya'dakine benzeyecegini tahmin ediyordum ama çok farklı geçti son 6 ay.
Oncelikle buraya ogrenci olarak gelmemis olmaktan dolayı cok mutluyum. Avusturya'da hep kendi yasItlarImla birlikteyim, diger insanların nasIl yasadIklarInI gozlemleyemiyorum. Burada bu fIrsatIm oldu, farklı insanlarla tanIstIm, 6 ay boyunca hic bi siy icin acele etmeye gerek duymadan yasadIm.
Almanya'nın refah düzeyi en yüksek bölgesindeyim; bunu gözardı etmemek gerek yorum yaparken ama ben edecegim :)
Öncelikle Almanya'yı bu kadar güzel bi toplum oluşturabildikleri icin tebrik ediyorum. Alman halkını içimden kaç kere tebrik ettim 6 ay boyunca bilemiyorum.. Dünya şampiyonasında gazeteci elinde Alman bayragI olan bi gence "bu bayrak ve ırkçIlIk arasInda nasIl bir bag var/var mI?" diye sorabildiginde tebrik ettim, bu sorunun anormal karsIlanmamasInI ve verilen cevabı tebrik ettim. KarsIdan karsIya yanlIs yerden gectigimde yavaslayIp gulumseyen suruculere sahip olduklarI ıcın tebrik ettim; en serseri diyebilecegim Alman Yunanistan kıyılarındaki beton katliamInI elestirdiginde tebrik ettim. Şirkette herkesin birbirine "sen" diye hitap etmesini; ama kimsenin bunu "bakınız ne kadar modernim/kuralları uyguluyorum(ne fark eder), senin bana 'sen' demene izin veriyorum" duygusunun yakınından bile geçmemesini, herkesin bu anlayIsI sindirmis olmasını taktir ettim. Şirketteki saygI dolu atmosferi taktir ettim. Hic bir disiplin kuralI olmamasınan ragmen sergilenen disiplini, disiplin kurallarına gerek bırakmamalarInI taktir ettim.. eglenirken bile aynI disiplini gostermelerini ayrIca taktir ettim.
Sirkette yüzlerce soru sormama ragmen aldIgIm hic bir cevapta negatif bir tavır hissetmedim, her seferinde sonuna kadar bilgilendirildim, olmadıysa yönlendirildim; tabi ki bunlar sirkete ozel.. Sokakta hicbir Alman yanından gecerken uzerime egilmedi, opucuk atmadI, kaslarImI catmak zorunda bIrakmadI. "benimle bir kahve icmek ister misin" sorusunu ne kadar medeni buluyorum.. Bu soruyu medeni buldugum icin, bunu icimden gecirerek zaman kaybettigim icin, Turk mentalitesini dibine kadar kavramIs oldugum icin uzgunum.
Almanların bir cocuga empati kurmayI egitiminin hangi noktasInda ya da nasıl ogrettiklerini bilemiyorum; bir toplum nasıl boyle olabilir..? InsanIn kendisinde degisiklikler yapması bile bu kadar zorken bir halk nasIl sekillendirilebilir..? (Büyuk bir ihtimalle) bir Amerikalı yanımdan "I don't speak German" diyerek yüzüme bile bakmadan geçerken, bir Avrupalı neden sorumu zamanı oldugu müddetçe ayrıntılarıyla yanıtlayıp, gözümün içine bakıp gülümseyerek "bir şey degil" der..? Maçta önüme geçip sahayı görmeme engel olan uzun boylu adam benim hiç bi etkim olmadan "seni rahatsız ettim galiba" diyerek neden başka bir yer arar? Ulke zengin, para demek refah demek vs.. Erdem karın tokluguna bu kadar baglı mı? Ince bir insan olmak bu kadar ögrenilebilir bir şey mi? (Ben büyük bir kısmı insanın dogustan sahip oldugu özelliklere baglıdır diye düsünüyordum). Kendi ulkemle arada bu kadar (cok buyuk, ama cok cok buyuk) bir fark gormeyi beklemiyordum. Her seyi hikaye gibi dinlemisim.. "Gercek", 6 ay boyunca guzeldi; bu guzelligi gorup Türkiye'de eskisi kadar mutlu olma sansIm ise yüzde sIfIr. Bu ikinci "gercek" ise inanılmaz moral bozucu..
Turk gazetelerine baktIgImda kendimi bir 3. dunya ulkesi vatandasI gibi hissediyorum. "Ne yapabilirim" diye soruyorum kendime, cevap bulamIyorum.. Universitedeki Sinem'le "Aksaray'a orman 'kurma'" planImIz aklIma geliyor, kalkIp Orman BakanlIgI'na gittigim zamanlar.. Universitede bile toplu hareket etme bilincim yoktu benim. iyice karIstIrdIm uzayIp gider bu yazI.. Demek istedigim, hem uzgunum hem de kendimi caresiz hissediyorum. Caresiz hissedince de kendimi bilincsiz ve cahil hissediyorum.
Pazartesi günü Karlruhe-Kaiserslautern maçına gittim. Dişli iki rakip bu takımlar. Biletler 10 gün öncesinden tükenmiş; ben şirketteki bi Türk arkadas sayesinde bilet bulabildim:

32 bin seyirci vardı, Kaiserslautern ve Kalrsruhe seyircilerinin macI birlikte izledikleri bolumdeydim. Stadyum guzel, atmosfer guzel, meksika dalgaları vs her sey guzeldı. Stadyumdan bir örnek yakaladım:
Iste örnegin bundan bahsediyorum.
(Pantolonun arka cebinde duran bos plastik bir bira bardagI)