Cuma gecesi başlayıp pazar gunu 14'e kadar suren Dresden gezimi sevgili okuyucularımla paylaşmaya niyetlendim. Bir daha yazdıklarımı kaybedersem (hayır once Word'de yazmam) tekrar denemeyecegim. Neyse.. Pazartesi sabah işe başlayanlar, dersten sıkılıp mola vermek isteyenler ya da "bu kız nereyi gezmiş" diye merak edenler yalnız cok fazla bir şey beklemeden okusun.. Netekim (dogrusu nitekim) cok yorgunum ve dedigim gibi zaten 3.kez yazıyorum..
Dresden'ı diger sehirler kadar duzenli gezemedim.. Bi kuzeye bi guneye "aaa kuzeyde xxx kaldı tekrar kuzeye" derken olan bana oldu.. Zaten mumkun mertebe yeni gittigim bi sehri tramvay/otobuse binmeden gezmek gibi bir alışkanlıgım oldugundan ayaklarım iflas etti.. Zaten sağ ayağım biraz burkulmuştu onceden, zor dayandı pazar oğlene kadar.. ustune bacagım da ağrıdı.. Perişan oldum vallahi.. :P
Dresden diye başlık atmış bulundum silmiyim Dresden'ı anlatmaya başlıyım. Dresden cok guzel bi şehir. Almanya'nın Sachsen eyaletinin başkenti("Bundeshauptstadt" başkent olarak cevriliyor ise).Artık gezi anlayışım biraz degistiginden ve eskisinden farklı olaraki bitli turist gibi ac karna gezmedigimden kendime kahvaltı, yemek ısmarladım Dresden'da. Ornegin :

Dresden'da bir kac tane kayda değer kopru var ama en cok guzel carpanı Augustusbrücke yani Augustus koprusu. Kopru bu ismi Sachsen prensi Friedrich August'tan almış; prens August'un onemini ve tarihteki yerini bilemiyorum. Biraz okudugumda bu yazı guncelligini yitirmemiş olursa tekrar yazarım. Augustbrücke (trafiğe kapalıyken):

Augustbrücke'de ben(fotografımı ceken kişi epey bi oynatmıs makinayı):

Augustbrücke gece:

Elbe nehri kıyısı - gunun farklı saatlerinde(bu arada Elbe'nin Turkcesi nedir?):


Kreuzkirche
Dresden'daki cok guzel yapılardan biri de Kreuzkirche:
Ve evleniyorlar :)
Gece cektigim birkac fotograf daha:

Asagıdaki fotografta bulanık figür bir yamaçparaşütü:

Dresden'da cektigim diger fotografları da yarın koyarım artık bloga. Simdi uyumam lazım, yarın buradaki sondan 9. isgünüm :)
2 comments:
tedbil-i mekanda ferahlık vardır ezgi.
yeni blogun hayırlı olsun. biraz modernce, ama bir havası yok malesef. bir önceki daha iyiydi.:)
gerçekten fotolar çok güzel, ama o paraşütçüye ne olduğunu bence herkes merak ediyordur.. çok güzel çekmişşin fotoları, özellikle son resim ve kreuzkirche harika duruyor.
ezgi bir de kendine dikkat et. o yediğin ŞEY:)) sana yarar sağlamaz bak vitaminsizdir o, domuz eti yok di mi içinde,,, iyi beslen oralarda, iyi çalışamazsın bla bla...
:))
neyse gelmene az kaldı.. burada beyti üzerine tereyağ döküp yer, üzerine de kaymaklı ekmek kadayıfı yedikten sonra, bir de üzerine türk kahvesi içersin. :))oohhh be.. kilo aldığımı hissediyorum böyle konuşunca
az kaldı az..
sevgiler
dodo(bak sadece sen yalnız değilsin, unutma ki, genel bir sınava hazırlanan herkes yalnızdır:)) benim gibi.)kaç 7 gün mü:))
Merhaba Dogan,
Parasut suyun uzerinde gibi duruyor; ama degil. KIyIya inis yaparken cektim ben o fotografI :)
Yedigim sey sebzeli tavuk eti, daha saglIklIsI olamaz yani :) evet evet, bu sefer ben de beytiyi tereyaglI yiycem :) ama üzerine kadayIf yemeyi hala dusunmuyorum. onun icin 7 ay degil 7 yIl turkiye'den uzak kalmam lazIm :P
su an itibariyle 8 gun kaldI.. cok guzel cookk.. her sey burnumda tutuyor.. sabaha kadar cay icelim yine :))
dogan sana bol motivasyon dilerim.. ben geldigimde sen hala kampta olacaksIn gerci ama sonrasInda 22 gun var gorusmek icin, ohooo 22 gun yasa yasa bitmez valla, super :)
ha gayret dogan, az kaldI :)
Post a Comment